Öncelikle yazma maceram ilk okulda keşfedildi.ilk okul öğretmenim yanıma gelip - işte bakın arkadaşınız ne kadar güzel yazıyor(yazı şekillerime). dedi ve sonrada - yazısı güzel olanın kendiside güzel olur. dedi.
sonra orta okulda bi öğretmenimiz bize günlük tutmamızın bize faydalı olabileceğini söylemişti.Herkez büyük bir hevesle kendisine bi ajanda almıştı ve yazmaya başlamıştı.Tabi ki bi heves olarak kalmıştıda.Çünkü başlayıp yarım bırakmak bizim işimizdi:D
Şimdi düşünüyorum da keşke yarım bırakmasaydık.Şuan okurken bize ne kadar da ilginç gelirdi.
Ben ilkkez lise de aşık olmuştum.Hani sevenler,aşık olanlar bilirler.insan bu duyguları hissettiğinde yazmaya başlar.Bende de öyle olmuştu.Aşık olmuştum ve o kişiyle hiç çıkmamıştık.Yani kendimce bişilerdi.Fakat hiçde ilgisiz değildi.o yüzden umutlanmıştım ve yazmaya devam etmiştim...Bi defterim vardı ona yazardım sağdan soldan.Ve benim yazmama aslında bi yerde teşvik edende orta okulda okuduğum mavi saçlı kız kitabıydı.Okuyanlar bilirler nedemek istediğimi.Genç kızın günlüğünü kitap haline getirmişlerdi hatıarlarsanız.Ve ipek ongun serileri de tabi katkı sağladı bana..Her bir safyasını yırtarcasına değiştirmemiz acaba sonra ne olacak diye düşünmemiz ne kadar da heyecanlı olurdu.Ben çok seviyorum günlük tarzında yazılan kitapları.Aslında bizde yapabiliriz neden olmasın.Biyerden başlamak gerek değil mi?
Ben ozamanlar günlük yazmaya devam ettim sonra şiirler sözler kendimce...
Atilla ilhan okurdum şiir olarak..okadar cesurcaydı ki yazıları ve aslında o yaştaki bi çocuk için anlamak güçtüde biraz.benim içinde öyleydi..daha çok açık şiirler severdim ben hani anlıyabileceğim türden.
Lise maceram ı günlüğüme aktarmak çok güzeldi.Hani - sevgili günlük diye başlar; bugün okulda onu çok az görebildim, yanımdan geçti ve bana baktı sanki kalbim duracaktı...:))))
Ben bu günlüğü sonra yırttım attım ?? Neden diye soracak olursanız söylim: çünkü hani şu aşık olduğum çocuk vardı ya..onun bi hareketine çok sinir olmuştum ve o sinirle yırttım attım.evet sonra bende çok pişman oldum ama fayda etmedi:)
Eskiden aşklar ne kadar da masumdu güzeldi.ahh ahh valla aşık olasım geldi:)tabi o devirlerde olması şartıyla:D
üniversiteye gelene kadar sürekli günlük tutup yırttım.Çünkü annem bigün dolabımdan alıp okumuş.Meraktan işte:)
hemen babaya bi şikayet sonra iş halloldu.ama ben korkar hale geldim ya okursa diye.E insan ozaman da yazamıyor ki..05.07.2005 de günlük yazmaya tekrar başladım.ve hala da devam ediyorum. 3 tane ajanda günlüğüm oldu.uzun zaman olmuş.
şimdi arada dönüp okuyorum yazdıklarımı.bazen saçma geliyor bazen de vay bee bunları ben mi yazmışım diyorum...
ve şöyle derleyip toplayınca hep can sıkıntımdan bahsetmişim bazen mutlu bazende mutsuzluğumdan..
acaba herkeste böylemidir?? öyledir heralde....
hatta ben çok unutkan olduğum için arada dönüp şu tarihte ne olmuştu diye bakıyorum..çok işe yarıyor bu yönden...
bence günlük yazmak çok güzel bişi...
hı buarada izliyenler bilirler zamanın birisinde - çılgın bediş diye bi film vardı..orda bediş günlük tutardı işte kendimi ona benzetiyorum ve ona özenerekte yazdım desem yanlış olmaz:)
Hala günlük yazıyorum ve kendimi onun yanında çocuk gibi hissediyorum..dertlerimi anlatıp isyan ediyorum ona.neden neden neden diye soruyorum..keşke birisi böyle bişi icat etse.yani günlüğümüz bize cvp verse..yada filmlerdeki gibi bi konuşan kedimiz olsa bize şunu yap bunu yapma dese...
bazen yabancı filmlere ağzım açık kalbim küt küt halde bakıyorum..ayy ne güzell bende böyle yaşasam diyorum.
ama nerdeeee anca filmlerde olur onlar...
neyse bian kendimi günlüğümle konuşuyorum sandım:D
sonra tekrar yazarım.bugün benim ilk blog yazışım..acemiyim daha...sonraları daha iyi olacağım inşallah:)))
görüşmek üzere sayın yazarlar:D